Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Fare Beyni Lazerle Uyarılarak Öldürme İçgüdüsü Kontrol Edildi

Her fare, içinde doğuştan gelen bir  “katil” i gizler. Araştırmacılar, avlanmayı kontrol eden beyin bölgesini belirlediler ve bu bölgeyi açık ve kapalı konuma getirmenin bir yolunu geliştirdiler. Yale University’den araştırmacılar, fare beyninde, öldürme güdüsünün temelini oluşturan iki nöron setini belirlemeyi başardılar. Bu nöron setlerinden birisi, avın takibini koordine ederken, diğeri de ısırmak için kullanılan çene ve boyun kaslarını kontrol ediyor. Her iki nöron seti de, beynin motivasyon, duygu ve korku merkezi olan amigdalada bulunuyor. Optogenetik tekniği kullanılarak, yani nöronların lazer ışığıyla aktif hale getirilmesiyle, ekip, istediği zaman bu devreleri kapatıp açabildi. Lazer ışığı verilmediğinde, fare, kafe içerisinde normal biçimde dolaşmaya devam ederken, lazerin açılmasıyla, farenin; aniden yolundaki her şeye (hamam böcekleri, sahte böcekler, hatta küçük odun parçaları ve kavanoz kapaklarına bile) saldırdığı gözlemlendi. “Avının” üzerine atlamasının ar...

Bilim İnsanları, İnsan Bağışıklık Sisteminde Yepyeni Bir “Mikro-Organ” Keşfetti

Araştırmacılar, farelerin ve insanların bağışıklık sistemlerinde yepyeni bir ‘mikro organ’ keşfettiler. On yıllar boyunca bu tarzda bir keşif yapılmamıştı. Üstelik bu keşif, bilim insanlarının gelecekte daha etkili aşılar geliştirmelerini sağlayabilir. Yüzyıllardır süren aşı çalışmaları, vücudun bir kez özel bir enfeksiyon türü ile karşılaşması durumunda, bir dahaki sefere bu enfeksiyona karşı daha iyi savaştığını gösteriyor. Bu yeni araştırma, keşfedilen mikro organın, vücudumuzun bağışıklığı ‘hatırlamasında’ anahtar bir role sahip olabileceğini ileri sürüyor. Avustralya’da yer alan Garvan Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü’ndeki araştırmacılar, farelerin bağışıklık sisteminde yer alan lenf düğümlerinin üzerinde bulunan ve “Subcapsular Proliferative Foci” (kısaltılmış hali ile SPF) olarak isimlendirdikleri ince, yassı yapıları fark etmişler. Tespit edilen bu yapılar, enfeksiyona karşı bir savaş başlatabilmek amacıyla planlar yapan biyolojik bir karargâh gibi görünüyor.   ...

MS Tedavisi İçin Myelin Kılıfı Onaran Peptit Geliştirildi

MS yani multipl skleroz hastalığı nöronları koruyan miyelin kılıfa bağışıklık sisteminin saldırmasıyla oluşan ,elden ayaktan düşüren bir hastalıktır. Aynı elektrik kablolarının yalıtan plastikler gibi miyelin kılıflar zarar gördüğünde, beyin ve vücudumuz arasında iletişim sekmeye uğrar. Bu da motor fonksiyonlarda ve bilişsel kabiliyetlerde bozulmaya neden olur. İşte şimdi Melbourne Üniversitesi’nden bilim insanları miyelinin kendini onarmasını sağlayabilecek sentetik bir peptit geliştirdi. Bu sayede bu hastalığın gelişimi yavaşlatılabilir.  MS çok karmaşık bir hastalık olmakla beraber,diğer taraftan tedavilerin yöneldiği birkaç hedef var . Genelde MS tedavileri bağışıklık sisteminin miyeline karşı aşırı tepkisini kısa süreli durdurmak , çözüm yollarından biri. Yapılan çalışmalarda B hücrelerini yok etmek myeline toleransı iyileştirebilir ya da tümüyle bağışıklık sistemini yeniden başlatmak belki de başka bir çözüm olabilir. Diğer taraftan, miyelin kılıfı kök hücre ya ...

İnsan Beynine Özgü Yeni Sinir Hücresi Keşfedildi: Kuşburnu Nöronları

Oldukça yoğun, gür yapısıyla diğer nöronlara “susmaları” gerektiğini “söyleyen” bir nöron. Bunun dışında yeni keşfedilen bu beyin hücrelerinin ne yaptığı konusunda henüz pek bilgi sahibi değiliz. 27 Ağustos’ta (2018)  Nature Neuroscience’ da yayımlanan bir  araştırma makalesi , heyecan verici bir bulguyu paylaştı: Yeni bir beyin hücresi türü keşfedildi. Bulgunun bu denli heyecan yaratmasının temel nedenlerinden birisi de, şimdiye kadar yalnızca insan beynine özgü olması.  Kuşburnu nöronları  (İng. rosehip neurons) ismi verilen bu yeni sinir hücreleri, kendi içerisinde adeta bir kuşburnu ağacını andıracak şekilde çok sayıda dallanmalar içeriyor. Araştırmacılar, bu sıra dışı hücreyi, iki erkek yetişkin tarafından bağışlanan beyin dokularındaki anatomik ve genetik parmak izlerine dayanan hücreleri kataloglarken tanımladı. Bu yeni hücre, beynin, duyuları algılara dönüştürmek ve diğer karmaşık görevleri yerine getirmekten sorumlu buruşuk dış kısmı olan...

9 Ölümcül Virüs

MARBURG VİRUS İlk kez 1967’de keşfedilen ve Almanya’da Uganda’dan ihraç edilen maymunların yol açtığı küçük bir salgına sebep olmuştur. Ebola ile benzer olan Marburg Virüs kanamalı ateşe sebep olur, organ yetmezliği ile seyreder ve ölümcüldür. EBOLA 1976’da Sudan ve Kongo’da aynı anda meydana gelen bir salgından sorumludur ve bugün hala popüleritesini korumaktadır. Kan ya da vücut sıvıları ile bulaşmaktadır. Bunun yanı sıra enfekte hayvanların da insanlara virüsü bulaştırdığı düşünülmekte fakat tam mekanizma hala bilinmemektedir. 2014’de Batı Afrika’da meydana gelen, en büyük salgındır. KUDUZ 1920’lerde kuduz aşısının bulunması ile virüs dünya çapında neredeyse yok denecek kadar azdır. Ama Hindistan ve Afrika’da hala ciddi problemlere sebep olabilmektedir. Beyine ciddi hasar vermektedir. Fakat kuduz bir canlı tarafından ısırılan bir insan, aşı olmadığı taktirde, ölüm oranı %100’dür. HIV  Modern dünyanın ölümcül virüslerinden biri olmaya adaydır. Halih...

Bağışıklık Hücrelerinin, Kalp Atışında Şaşırtıcı Bir Rol Oynadığı Keşfedildi

Kalp atışımız bizi hayatta tutan en önemli şeydir aslında. Her ne kadar beyin mi yoksa kalp mi daha önemli tartışması hâlâ devam etse de, esasında çok farklı fonksiyonları olan bu iki organı karşılaştırmak pek de mantıklı değildir. Ancak şöyle bir gerçek var ki; beyin ölümü gerçekleşen hastalar bitkisel hayata girseler de vücutları hâlâ yaşamaya devam ediyor. Oysa kalp atmayı durdurursa beyin fonksiyonunu yitiriyor ve ölüm gerçekleştiriyor. O nedenle kalp atışımız, bizi hayatta tutan en önemli şeydir. Kalbin atması aslında o kadar da basit bir süreç değildir. Birçok fizik kuralını da içeren bu süreç, çok ince ayrıntı ve mekanizmalarla gerçekleşmektedir. 20 Nisan 2017 tarihinde  Cell ‘de yayımlanan  araştırmada , bağışıklık sisteminin en önemli elemanlarından biri olan makrofajların,  farelerde  kalp kası hücrelerinin kasılmasını sağlayan, elektrik sinyal iletimine yardımcı olduğu keşfedildi. Makrofajlar , temelde vücudu, istilacı patojenlere karşı ...

3D Yazıcıdan Elde Edilen Prototip Biyonik Göz

University of Minnesota’dan bilim insanları ilk kez tamamı 3D yazıcı ile üretilmiş yarımküre ışık reseptörü ağı üretmeyi başardı. Bu keşif, birgün az gören veya görme engelli insanların görme yetilerini geri kazanmalarını sağlayabilecek ‘biyonik göz’ üretimine giden yolda çok büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. Advanced Materials’ ta yayımlanan çalışmanın başyazarı aynı zamanda 3D yazıcılar ile yazdırılmış yarıiletken cihazların patentlerini de elinde bulunduruyor. Araştırmacılar, ilk olarak yarımküre biçiminde cam kubbe üreterek, kıvrımlı bir yüzeyde elektronik bir cihaz yazdırmadaki sorunun önüne geçmeye çalıştı. Özel üretim 3D yazıcı ile ikinci aşamada gümüş parçacıklı 3D yazıcı mürekkebini kullanan araştırmacılar, kubbe üzerinde yoğunlaşan mürekkebin bulunduğu yerde kuruyarak damıtıldığı yerde kalmasını sağladı. Bunun üzerine yarıiletken polimer malzeme ile fotodiotlar (photodiodes) üretilerel ışık uyarısından elektrik üretilmesini sağladı. Toplamda 1 saat süren tüm...