Ana içeriğe atla

Kayıtlar

9 Ölümcül Virüs

MARBURG VİRUS İlk kez 1967’de keşfedilen ve Almanya’da Uganda’dan ihraç edilen maymunların yol açtığı küçük bir salgına sebep olmuştur. Ebola ile benzer olan Marburg Virüs kanamalı ateşe sebep olur, organ yetmezliği ile seyreder ve ölümcüldür. EBOLA 1976’da Sudan ve Kongo’da aynı anda meydana gelen bir salgından sorumludur ve bugün hala popüleritesini korumaktadır. Kan ya da vücut sıvıları ile bulaşmaktadır. Bunun yanı sıra enfekte hayvanların da insanlara virüsü bulaştırdığı düşünülmekte fakat tam mekanizma hala bilinmemektedir. 2014’de Batı Afrika’da meydana gelen, en büyük salgındır. KUDUZ 1920’lerde kuduz aşısının bulunması ile virüs dünya çapında neredeyse yok denecek kadar azdır. Ama Hindistan ve Afrika’da hala ciddi problemlere sebep olabilmektedir. Beyine ciddi hasar vermektedir. Fakat kuduz bir canlı tarafından ısırılan bir insan, aşı olmadığı taktirde, ölüm oranı %100’dür. HIV  Modern dünyanın ölümcül virüslerinden biri olmaya adaydır. Halih...

Bağışıklık Hücrelerinin, Kalp Atışında Şaşırtıcı Bir Rol Oynadığı Keşfedildi

Kalp atışımız bizi hayatta tutan en önemli şeydir aslında. Her ne kadar beyin mi yoksa kalp mi daha önemli tartışması hâlâ devam etse de, esasında çok farklı fonksiyonları olan bu iki organı karşılaştırmak pek de mantıklı değildir. Ancak şöyle bir gerçek var ki; beyin ölümü gerçekleşen hastalar bitkisel hayata girseler de vücutları hâlâ yaşamaya devam ediyor. Oysa kalp atmayı durdurursa beyin fonksiyonunu yitiriyor ve ölüm gerçekleştiriyor. O nedenle kalp atışımız, bizi hayatta tutan en önemli şeydir. Kalbin atması aslında o kadar da basit bir süreç değildir. Birçok fizik kuralını da içeren bu süreç, çok ince ayrıntı ve mekanizmalarla gerçekleşmektedir. 20 Nisan 2017 tarihinde  Cell ‘de yayımlanan  araştırmada , bağışıklık sisteminin en önemli elemanlarından biri olan makrofajların,  farelerde  kalp kası hücrelerinin kasılmasını sağlayan, elektrik sinyal iletimine yardımcı olduğu keşfedildi. Makrofajlar , temelde vücudu, istilacı patojenlere karşı ...

3D Yazıcıdan Elde Edilen Prototip Biyonik Göz

University of Minnesota’dan bilim insanları ilk kez tamamı 3D yazıcı ile üretilmiş yarımküre ışık reseptörü ağı üretmeyi başardı. Bu keşif, birgün az gören veya görme engelli insanların görme yetilerini geri kazanmalarını sağlayabilecek ‘biyonik göz’ üretimine giden yolda çok büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. Advanced Materials’ ta yayımlanan çalışmanın başyazarı aynı zamanda 3D yazıcılar ile yazdırılmış yarıiletken cihazların patentlerini de elinde bulunduruyor. Araştırmacılar, ilk olarak yarımküre biçiminde cam kubbe üreterek, kıvrımlı bir yüzeyde elektronik bir cihaz yazdırmadaki sorunun önüne geçmeye çalıştı. Özel üretim 3D yazıcı ile ikinci aşamada gümüş parçacıklı 3D yazıcı mürekkebini kullanan araştırmacılar, kubbe üzerinde yoğunlaşan mürekkebin bulunduğu yerde kuruyarak damıtıldığı yerde kalmasını sağladı. Bunun üzerine yarıiletken polimer malzeme ile fotodiotlar (photodiodes) üretilerel ışık uyarısından elektrik üretilmesini sağladı. Toplamda 1 saat süren tüm...

Kan Testiyle Vücut Saatinizi Keşfedin

Amerika'nın Northwestern Üniversitesi'nde yapılan çalışmalar sonucu vücudun biyolojik saatinin kaç olduğunu yaklaşık bir buçuk saatte ölçen bir kan testi bulundu. Bu testle, gün içindeki gerçek saatle vücudumuzun hissettiği saatin uyumluluğu belirleniyor. Vücut saati gerçek saatle uyum içinde değilse bu durum kalp rahatsızlığı, alzheimer ya da diyabet gibi hastalıklara sebep oluyor. Biyolojik saatteki dengesizliğin düzenlenmesi bazı hastalıkların daha iyi tedavi edilmesini sağlıyor. Biyolojik saatiniz neleri düzenliyor PNAS dergisinde yayınlanan araştırmayı yapan bilim insanlarından Rosemary Braun, biyolojik saatin "Bütün türden biyolojik süreçleri, açlık hissedilen zamanı, bağışıklık sisteminin aktif olduğu zamanı ve kan basıncının yüksek olduğu zamanı" düzenlediğini söyledi. Northwestern Üniversitesi'nde yapılan araştırmada 73 donörden her iki saatte bir binlerce kez kan örneği alındı. Alınan kanlar bir bilgisayar sistemiyle incelenerek hücrel...

Örümcek ve Böceklerde Beden Bölümlenmesi Sağlayan Ortak Atasal Gen Belirlendi

Bilimciler, örümcek gelişimi sırasında bölümlenmeyi kontrol eden önemli bir geni belirledi. Bu bulgu,  böceklerdeki  bölümlenme kontrolü ile  örümceklerdeki  bölümlenme kontrolü arasındaki benzerliği de ortaya çıkardı. Örümcekler, böcek grubunda olmayıp, akrep, mayt, opalinid ve kenelerle birlikte “araknitler” yani “örümceğimsiler” topluluğunu oluşturur. Bu iki grup arasındaki evrimsel tarihçeye değinen araştırmanın ayrıntıları  eLife dergisinde yayımlandı. Yapılan çalışma,  Sox geni nin örümcekte ikilendiği (İng.  duplicated ) ve daha sonra, böceklerde hâlâ bölümlenmede kullanılan bir başka ilişkili Sox geninin işlevinin yerini aldığına işaret ediyor. Bu da, böylesine çeşitlilik sergileyen hayvanların beden yapılandırmalarında rol oynayan evrimsel gizlere yeni bir ışık tutuyor. Bölümlenme, eklembacaklıların temel bir gelişim süreci olup, farklı işlevlere sahip beden bölümlerinin oluşumunu sağlar. Böceklerde bu iki yolla gerçekleşir: Ya tüm bö...

Bölünme Sırasında Hücre Kimliğini Nasıl Yitirmiyor?

Hücre bölünmesi öncesinde, kromozomlar karmakarışık bir hâlde gibidir. Hücre bölünmesi sırasında ise ebeveyn hücre kromozomları ve onların ikizleri, yoğuşarak kendilerini hizaya sokarlar ve başka zaman olduklarından binlerce kez daha sıkışmış bir şekil alırlar. Araştırmacılar, hücre bölünmesi sırasında  genlerin “sessiz” hâle geldiğini  uzun süredir varsayıyordu; yani protein veya düzenleyici molekül üretimi için genlerin transkripsiyonun o sırada yapılmadığı düşünülüyordu. Bu varsayım, hücre bölünmesinin ardından genlerin nasıl düzgün bir şekilde yeniden etkinleştiği sorusunu da gündeme getiriyordu. Pennsylvania Üniversitesi Perelman Tıp Okulu bilimcileri tarafından bir süre önce yapılan bir çalışmada ise  gen ifadesinin hücre bölünmesi sırasında sürdüğü belirlendi . Araştırma sonuçları  Science  dergisinde yayımlandı. Ekibin usta üyelerinden Kenneth S. Zaret şöyle anlatıyor:  “Soruya, hücrenin kimliğini neyin kontrol ettiğini yanıtlama açısın...

DNA Replikasyon Ritmine Müdahale Ederek Kanser Hücreleri Öldürülebilir

İnsan hücreleri, yaşamları boyunca bölünür ve yeni hücreler meydana getirir. Bu süreçte, yeni DNA’nın oluşması için mevcut DNA yapı taşlarının düzenli –hatta ritmik– bir desteğine ihtiyaç duyulur. İnsan hücrelerinde, yeni DNA, RNR isimli bir enzim tarafından üretilen nükleotid isimli çok küçük seviyedeki yapı taşlarından oluşturulur. Ancak şimdiye kadar, RNR ritminin ve doğru miktardaki nükleotid varlığının, DNA eşlenmesinin ilerleme hızıyla nasıl tam olarak aynı tempoya nasıl sahip olduğunu tamamıyla anlayamamıştık. University of Copenhagen’den araştırmacılar, ilk kez insan hücrelerinin bu süreci herhangi bir hastalığa ve hataya neden olmadan tam olarak nasıl düzenlediğini gösterdikleri bir çalışma yürüttü. Çalışma, aynı zamanda da söz konusu bu ritmin nasıl değiştirilebileceği ve kanser hücrelerini öldürmek için bunun gelecekte nasıl kullanılabileceğine ilişkin de ipuçları sunuyor. Science ‘da yayımlanan  araştırmada , nükleotidlerin düzenleme ve akışı haritalandırıldı. ...